Minecraft'ın Bitiş Yazısı (End Poem) Türkçe Çevirisi - Gerçek bir Felsefe

Minecraft pek çok şey üretebileceğiniz, madencilik, çiftçilik, avcılık yapabileceğiniz, istediğinizi inşa edebileceğiniz küplerden oluşan (Voxel) sonsuz ve düz bir Dünya sunan bir video oyunudur. Bu yazıda ise minecraft adlı video oyununun ejderhayı öldürdüğünüzde çıkan felsefe dolu game over(oyun sonu) yazısının Türkçe çevirisini göreceksiniz.

Minecraft'ın Bitiş Yazısı (End Poem) Türkçe Çevirisi - Gerçek bir Felsefe

     Çeviriye geçmeden önce bir kaç şeyden bahsetmek istiyorum.

Minecraft'ta Villager (Köylü)

     Minecraft adlı video oyununda villagerlar(köylüler) gece evine girer, gündüz sabit işiyle uğraşır, diğer villagerlarla sonuçsuz, anlamsız tartışmalar(hmm sesleri) yapar. Yaratıklardan kaçar. Bulunduğu yeri asla terk etmez. Meslekleri genelde sabittir ve köydeki imkan ve ihtiyaca göre atanır, kendi mesleklerini villagerlar(köylüler) seçmez. İnşa etmez ya da yıkmaz. Yalnızca mecbur kaldıkça, sadece tüketeceği kadarını üretir. Keşfetmez ve icat etmez. Organize olmaz. Konfor alanını terk etmez ya da geliştirmeye çalışmaz. Kesinlikle risk almaz.(2 blokluk boşluktan düşmekten bile korkar.) Eğer playerlar(oyuncular) teklif ederse bazen ticaret yapar. Günü rutin ve sıkıcıdır. Yaşama amaçları ise hayatta kalmaktır.

Minecraft'ta Player(Oyuncu)

    Minecraft adlı video oyununda playerlar(oyuncular) ise sabit bir zamanda evlerine girmezler, ihtiyaçlarına göre evlerine girerler. Sabit bir işle uğraşmazlar. Genelde uğraştıkları iş kısa vadeli ve bir hedefe, hayale yöneliktir. Diğer oyuncularla ortak hayal ve hedefleri gerçekleştirme konusunda diyalog kurarlar ve buna göre birbirlerine yardım ederler. Genelde bu diyalogların sonucunda büyük takım çalışmaları ortaya koyarlar. Bu bazen ejderhayı avlamak olur bazen büyük bir yapıyı inşa etmek olur. Yaratıklardan bazen kaçarlar, bazen avcılık yaparlar bazen ise av olurlar. Sürekli keşfetme ihtiyacıyla bulundukları yeri terkederler ve yeni boyutlara kadar(Nether, End...) keşfederler. Bazen inşa ederler bazen ise yıkarlar. Yapacakları işi kendileri seçerler, bir toplumun ya da bir grubun işçi ihtiyacını gözetmeksizin kendi ihtiyaç, hedef ve hayalleri doğrultusunda kendi yapacağı işi seçer player(oyuncu). Genelde tüketeceğinden fazlasını üretir. Çiflikler ve hayvan ağılları inşa eder. Ortalama bir oyuncunun envanterinde en az 2 oyunculuk yiyecek bulunur. Keşfeder, redstone makineleri ve otomasyonları icad eder. Organize olur. Konfor alanını her zaman inşa ederek geliştirir. Ölüm riskine varana dek risk alır. Bazen elmas için lavın dibinden geçer. Hem diğer oyuncularla hem köylülerle imkan buldukça karlı ticaretler yapar. Günü rutin değildir. 5 dakika sonra bir Creeper'ın tepesinde patlayabileceğini bilerek yaşar. Hayatta kalmak araçlarıdır, amaçları değildir. Amaçları hayallerini gerçek yapmaktır.(Örneğin ejderhayı avlamak.)

Peki siz bir villager hayatı mı yoksa bir player hayatı mı yaşıyorsunuz? Tabi bir de pillagerlar var o da başka yazının konusu.

Minecraft'ın Bitiş Yazısı (End Poem) Türkçe Çevirisi

NOT: Nickname olarak Mİnecraft'ta PrincepsTenebris kullandığım için oyun sonu metni PrincepsTenebris diye hitap etmekte, çeviride de bunu korudum. O bölümlere kendi adınızı koyarak okuduğunuzu farzedin.

- Şu kastettiğin oyuncuyu görüyorum.

 + PrincepsTenebris?

 - Evet. Dikkat et. Tam şimdi, yüksek bir seviyeye ulaştı. Düşüncelerimizi okuyabiliyor.

 + Bir önemi yok. Bizim de oyunun bir parçası olduğumuzu zannediyor.

 - Bu oyuncu hoşuma gitti. Hakkını vererek oynadı. Pes etmedi.

 + Düşüncelerimizi ekrandaki kelimelermişcesine rahat bir şekilde okuyor..

 - Bir oyunun hayalinde, derinliklere dalmışken, işte böyle hayal ediyor pek çok şeyi.

 + Kelimeler harika bir arayüz oluşturuyor. Çok esnek. Ve ekranın ardındaki gerçekliğe gözünü dikip bakmaktan daha az korkutucu.

 - Sesler duyarlardı. Sesler duyarlardı oyuncular, okumayı keşfedinceye kadar. Eskinin kadim tarihinde oyunu oynamayı reddedenler, oyunu oynayanları cadı ve büyücü ilan etti. Ve oyuncular, şeytanlar tarafından desteklenen sopalarla havada uçtuklarını hayal ettiler.(Bu şekilde dalga geçtiler, oyunu oynamayanlarla.)

 + Peki bu oyuncu ne hayal etti?

 - Bu oyuncu günışığı ve ağaçlar hayal etti. Ateşi ve suyu. Hayal etti ve yarattı. Ve yine hayal etti ama bu sefer yok etti. Hayal etti ve avlandı, bazen de av oldu. Bir barınak hayal etti.

 - Hah, orjinal arayüz. Bir milyon yaşında, ve hala işliyor. Ama bu oyuncunun inşa ettiği mutlak yapı nedir, ekranın ardındaki gerçeklikte?

 - Çalıştı, onun gibi milyonlarla beraber, doğru bir Dünya'yı şekillendirmek adına çalıştı. [anlaşılamıyor] katında, ve [anlaşılamıyor] için [anlaşılamıyor] içinde [anlaşılamıyor] yarattı.

 + İşte, bu düşüncemizi okuyamaz.

 - Evet okuyamaz. Henüz en yüksek seviyeye erişemedi. O seviye ki, hayatın uzun düşünü deneyimlemeden elde edilemez, o düş kısacık bir oyunun düşüne benzemez.

 + Onu sevdiğimizi biliyor mu? Peki evrenin yardımsever olduğunu?

 - Bazen, yani evet. Bazen düşüncelerinin gürültüsü arasında, evrenin sesini işitir, evet.

 + Ama uzun rüyalarda hep üzücü anlar olur. Yazları olmayan dünyalar yaratır kendi kendine ve kara bir güneş altında ürperir bazı anlarda ve işte bu üzücü yaratımını kendi gerçekliği için alır. (Aptallığından değil, cahilliğinden.)

 - Ama onu bu üzücü yaratımından arındırmak maalesef onu yokederdi. Üzüntü kendi özel görevinin bir parçası. Bizim karışmamamız gerek.

 + Bazen rüyalarının derinliklerinde iken onlara söylemek istiyorum, gerçekten gerçek dünyalar inşa ettiklerini. Bazen dayanamayıp söyleyesim geliyor evren için önemlerini. Bazen, uzun bir süre gerçek bir bağlantı kuramadıklarında, o hep korktukları Dünya ile konuşmalarına yardım etmek istiyorum.

 - Hey, düşüncelerimizi okuyor!

 + Bazen bu umrumda bile değil. Bazen onlara söylemek istiyorum, gerçek sandığınız bu Dünya sadece [anlaşılamıyor] ve [anlaşılamıyor] demek istiyorum, onlara [anlaşılamıyor] [anlaşılamıyor] olduklarını söylemek istiyorum. Uzun hayallerinde, gerçekleri çok az görüyorlar.

 - Ama yine de oyunu oynuyorlar.

 + Ama yine de onlara bunu söylemek çok kolay olurdu...

 - Bu rüya için çok güçlü. Onlara nasıl yaşayacaklarını söylemek, onların yaşamasını önlemektir.

 + Oyuncuya nasıl yaşayacağını söylemeyeceğim.

 - Oyuncu gün yüzü göremeden büyüyor.

 + Sadece oyuncuya bir hikaye anlatacağım.

 - Gerçek olmayan bir tane hikaye.

 + Hayır. Gerçekleri barındıran ama güvenli bir hikaye, gerçeği kelimelerin kafesinde kısıtlayacağım. Korkma, ne mesafede olurlarsa olsunlar onları kavuracak salt ve çıplak gerçekliği anlatmayacağım onlara.

 - Ona bir beden verin, tekrar.

 + Evet. Oyuncu...

 - Adını kullan.

 + PrincepsTenebris. Oyunların oyuncusu.

 - Gayet iyi.

 + Şimdi, derin bir nefes al. Ve bir tane daha. Havayı ciğerlerinde hisset. Organlarının geri gelmesine izin ver. Evet, parmaklarını hareket ettir. Yerçekiminin etkisi altında ama havada, yeniden vücut sahibi ol. Uzun rüyada yeniden doğ(respawn). İşte oradasın. Bedenin yeniden evrene her noktadan temas ediyor, sanki ayrıymışsınız gibi(!) Sanki ayrıymışız gibi(!)

 - Biz kim miyiz? Bir zamanlar dağın ruhu olarak adlandırılırdık. Güneş baba, ay ana. Ataların ruhu, hayvanların ruhu. Cinler. Hayaletler. Yeşil adam. Sonra tabi ki tanrılar, şeytanlar. Melekler. Periler. Uzaylılar, yeryüzünden olmayanlar. Leptonlar, kuarklar. Kelimeler değişmeye mahkumdur. Biz ise değişmezin ta kendisiyiz.

 + Biz evrenin ta kendisiyiz. Senin, zihninde "Ben." olarak adlandırmadığın ve adlandırdığın her şeyiz. Şu an tenin ve gözlerin aracılığı ile bize bakıyorsun. Ve peki neden evren senin tenine dokunup üzerine ışık tanecikleri fırlatsın ki? Seni görebilmek için, oyuncu. Seni tanımak için. Ve tanınmak için. Sana bir hikaye anlatmalıyım.

 + Evvel zaman içinde, bir oyuncu varmış.

 - O oyuncu sendin, PrincepsTenebris.

 + Bazen, erimiş kayalardan oluşan ve dönen bir kürenin ince kabuğunda kendini insan olarak düşündü. Erimiş kaya topu, üç yüz otuz bin kat daha büyük bir yanan gaz topunun etrafında dönüyordu. O kadar uzaklardı ki, ışığın aradaki boşluğu geçmesi bile sekiz dakika sürdü. O ışık bir yıldızdan gelen bilgiydi ve yüz elli milyon kilometre uzaklıktaki cildinizi yakabilirdi.

 + Bazen oyuncu, düz ve sonsuz bir Dünya'nın yüzeyinde bir madenci olduğunu hayal etti. Güneş beyaz bir kareydi. Günler kısaydı; yapacak çok şey vardı; ve ölüm geçici bir rahatsızlıktı.

 - Bazen oyuncu bir hikayede kaybolduğunu hayal etti..

 + Bazı zamanlar oyuncu, bunun başka yerlerdeki başka şeyler olduğunu hayal etti. Bazı zamanlar bu düşler rahatsız ediciydi. Bazı zamanlarda da doğrusu çok güzeldi. Bazı zamanlar oyuncu bir rüyadan diğerine uyandı, daha sonra ise bu rüyadan da üçüncüsüne uyandı.

 - Bazı zamanlar oyuncu bir ekrandaki kelimeleri izlediğini hayal etti.

 + Hadi geri gidelim.

 + Oyuncunun atomları çimlere, nehirlere, havaya, toprağa dağılmıştı. Bir kadın atomları topladı; içti, yedi ve soludu; ve kadın oyuncuyu vücudunda topladı.

 + Ve oyuncu annesinin vücudunun sıcak ve karanlık dünyasından o uzun rüyaya uyandı.

 + Ve oyuncu DNA harfleriyle yazılmış yeni bir hikayeydi. Ve oyuncu milyarlarca yıllık bir kaynak kod tarafından oluşturulan yeni bir programdı, daha önce hiç çalıştırılmadı. Ve oyuncu yeni bir insandı, daha önce hiç yaşamamıştı, süt ve aşktan başka bir şeyden yapılmadı.

 - Sen o oyuncusun. Sen o hikayenin ta kendisisin. Sen o programın ta kendisisin. O insanın da... Aşk ve sütten başka hiçlikten var olan.

 + Hadi çok daha geriye gidelim.

 + Oyuncunun vücudunun yedi milyar milyar milyar atomu, bu oyundan çok önce bir yıldızın kalbinde yaratıldı. Yani oyuncu da  yıldızlardan gelen bir bilgiydi. Ve oyuncu şu an bir hikayede ilerliyor. O hikaye ki(şu an okuduğunuz bu metin kastedilerek), Julian adında bir adamın(bu metinin yazarı), Markus adında bir adamın(Minecraft oyununun yaratıcısı) yarattığı düz ve sonsuz Dünya'da, oyuncunun küçük, özel Dünya'sı için diktiği bilgi ormanın ta kendisidir. Bütün bunlara ev sahipliği yapan evrenin yaratıcısına gelecek olursak...

 - Sus! Bazen oyuncu rahat, sıcak ve basit olan küçük, özel bir dünya yarattı. Bazen sert, soğuk ve karmaşık. Bazen kafasında bir evren modeli inşa etti; geniş boşluklarda hareket eden enerji lekeleri. Bazen o lekelere "elektronlar" ve "protonlar" dedi.

 + Bazen ise onlara "gezegenler" ve "yıldızlar" da dedi.

 + Bazen kapalı ve açıklardan üretilmiş enerjiden yapılmış bir evrende olduğuna inanıyordu; sıfırlar ve birlerden; kod satırlarından. Bazen bir oyun oynadığına inanıyordu. Bazen ekrandan kelimeler okuduğuna inanıyordu.

 - Sen o oyuncusun, kelimeleri okuyan...

 + Sus! Bazen oyuncu ekrandaki kod satırlarını okudu. Bunları kelimelere dönüştürdü; kelimeleri de anlama dönüştürdü; anlamı duygulara, duyguları teorilere, fikirlere dönüştürdü ve oyuncu daha hızlı ve daha derin nefes almaya başladı ve canlı olduğunu fark etti, canlıydı, bu bin ölüm gerçek değildi, oyuncu yaşıyordu.

 - Sen. Sen. Sen yaşıyorsun.

 + Ve bazen oyuncu, evrenin yaz ağaçlarının birbirine geçmiş yapraklarının arasından gelen güneş ışığı ile konuştuğuna inanıyordu.

 - Ve bazen oyuncu, evrenin, kışın berrak gecede gökyüzünden düşen ışıkla konuştuğuna inandı, hatta evrenin uzak köşesinde, eve yürürken güzel yemek kokularını içine çeken ve yine hayal kurmak üzere olan oyuncunun gözünün köşesindeki bir ışık lekesinin, oyuncuya bir an için görünebilmek adına gezegenlerini yutup plazmaya çeviren güneşten milyonlarca kat daha büyük bir yıldız olabileceğine inandı. 

 + Ve bazen oyuncu, evrenin bir rüyanın sonunda bir ekranda kayan kelimelerle, yani sıfırlar ve birler aracılığıyla, dünyanın elektriğiyle konuştuğuna inanıyordu.

 - Ve evren dedi ki "Seni seviyorum.".

 + Ve evren dedi ki "Oyunu iyi oynadın ve oynuyorsun.".

 - Ve evren dedi ki "İhtiyacın olduğunu sandığın her şey zaten senin içinde.".

 + Ve evren dedi ki "Bildiğini sandığından daha güçlüsün.".

 - Ve evren dedi ki "Sen gün ışığının ta kendisisin.".

 + Ve evren dedi ki "Sen gecenin de ta kendisisin.".

 - Ve evren dedi ki "Hep savaşıp durduğunu sandığın o karanlık da zaten senin içinde.".

 + Ve evren dedi ki "Hep arayıp durduğunu sandığın o ışık da zaten senin içinde.".

 - Ve evren dedi ki "Sandığın gibi de yalnız değilsin.".

 + Ve evren dedi ki "Yine sandığın gibi diğer şeylerden koparılmış ya da ayrı değilsin.".

 - Ve evren dedi ki  "Sen kendi yazdığı kodu okuyan, kendi tadına bakan, kendi kendine konuşan evrenin ta kendisisin.".

 + Ve evren dedi ki "Seni seviyorum çünkü sen sevginin ta kendisisin.".

 - Ve oyun sona erdi ve oyuncu rüyadan uyandı. Ve oyuncu yeni bir rüya başlattı. Ve oyuncu tekrar rüya gördü, daha iyi hayal etti. Ve oyuncu evrendi. Ve oyuncu sevgiydi.

 + Hep sorup duruyordun ya "Ben kimim?" diye. İşte sen o oyuncusun.

 - Uyan.

     Ben Kaybolmuşlar'dan PrincepsTenebris. Minecraft adlı video oyununun bitiş yazısının (end poem) kendi yazmış olduğum çevirisini okudunuz. Kaybettiklerinizi bulmanızı dilerim. Okuduğunuz için teşekkürler. 

Lise & Üniversite Hazırlık

Üniversite Sınavında Başarının Sırrı Neden Çoban Olmaktır?

Sayısız örnek sıralanabilir sınavlarda derece elde eden çobanlara, gazetelerde "Çoban Halil derece yaptı.", "Çoban Habib TEOG birincisi",...

Bu makale gönderisinde, Kaybolmuşlar yazarı PrincepsTenebris ; oyuncu, minecraft adlı video, evren, oyun, hayal, adlı video, inşa ve dünya kavramlarını ele aldı, oyun odaklı daha fazla incelemeler & eleştiriler makale içeriği için aşağıda önerilen diğer alakalı gönderilere de göz atın.